Welcome, visitor! [ Register | LoginRSS Feed

Adana Escort Arzularınızın Zirvesine Uzanan Dokunuşlar

| Adana Escort | 7 saat ago

Adana Escort Arzularınızın Zirvesine Uzanan Dokunuşlar
Ben Selda, Adana, Seyhan…

Şu an akşamın geceye döndüğü bir vakitte, evin içindeki loş ışığın duvara düşen gölgesini izliyorum. Balkon kapısı açık. Dışarıdan gelen hava sıcak değil ama serin de sayılmaz; Adana’nın o “arada kalmış” havası var. Sokaktan geçen bir aracın sesi bir süre sonra uzaklaşıyor, sonra yerini başka bir ses alıyor. Bu şehirde hiçbir ses uzun süre yalnız kalmaz.

Elimde çay var. Soğumuş ama içmeye devam ediyorum. Bazı şeyler sıcaklığını kaybedince bile bitmiyor.

38 yaşındayım. Bir lojistik firmasında operasyon planlama tarafında çalışıyorum. Günüm genelde hesap, rota, zaman ve insan koordinasyonu arasında geçiyor. Her şeyin bir planı var ama hayat çoğu zaman o planlara uymuyor. Asıl iş, planı değil, bozulunca nasıl toparlayacağını bilmek.

Dışarıdan bakıldığında düzenli bir hayat gibi görünebilir. Ama içerisi öyle değil. Sürekli değişen bir akış var. Bir şeyleri kontrol etmeye çalıştıkça daha çok dağıldığını, bıraktıkça biraz daha yerine oturduğunu zamanla öğreniyorsun.

1.80 boyundayım. 78 kiloyum. Koyu kahverengi saçlarım kısa ve sade. Gözlerim koyu ela. Çok konuşan biri değilim, yüzüm de bunu destekler zaten. Genelde ciddi bir ifade sanılır ama aslında sadece gözlem halinde olurum.

Giyim konusunda dikkat çekmeye çalışmam. Temiz, rahat ve sade. Bugün üzerimde siyah bir tişört ve kot pantolon var. Fazla düşünülmüş bir şey yok.

Adana benim için alışılmış ama hiçbir zaman sıradan olmayan bir şehir. Taşköprü’den geçerken her seferinde aynı düşünce gelir: “Burası sadece bir geçiş değil, bir eşik.” Bir tarafta hız, diğer tarafta başka bir hız.

Merkez Park’ta yürümek bazen zihni boşaltmak için, bazen de doluluğu fark etmek için iyi gelir. Varda Köprüsü’ne bir kez gitmiştim. Yüksekten bakınca insanın düşünceleri küçülüyor gibi olur ama aslında sadece sessizleşiyor.

Karataş sahili… orası ayrı bir konu. Deniz var, rüzgâr var, ama en çok insanın kendi iç sesi var. Orada fazla konuşmaya gerek kalmaz.

Adana’nın sert tarafı da var tabii. Yazın sıcağı, trafiği, kalabalığı… özellikle Baraj Yolu tarafı akşam saatlerinde sabrı test eder. Ama garip bir şekilde bu şehirden kopmak kolay değildir. Çünkü yorarken aynı zamanda tutar.

Ziyapaşa Bulvarı’nda oturup insanları izlemeyi severim. Herkes bir yere yetişmeye çalışırken aslında kimse tam olarak varamaz. M1 AVM tarafında kalabalığın içine karışmak bazen sadece düşünmemek içindir. Güzelyalı daha sakin gelir, daha “nefeslik”.

İnsanları gözlemlemeyi severim. Ne söylediklerinden çok nasıl sustuklarına bakarım. Çünkü insan en çok sustuğunda kendini belli eder. Bu yüzden hızlı karar vermem, hızlı güvenmem. Önce izlerim, sonra anlarım.

İlişkilerde netlik benim için önemli. Ne olduğunu bilmek isterim. Belirsizlik, dolandırma, yarım bırakma bana göre değil. Açık olan şey her zaman daha az yorucudur.

Yakınlık konusunda acele etmem. Bir şeyin olması gerekiyorsa zaten olur. Zorladığında sadece şekil alır, anlamını kaybeder.

Sessizlikten rahatsız olmam. Bazen en doğru konuşma şekli odur. Yan yana durup hiçbir şey söylememek bile bir tür anlaşmadır.

Yeni insanlara kapalı değilim ama hızlı açılmam. Önce anlamak isterim. Sonra belki yaklaşırım.

Bugünlük bu kadar. Fazla değil, eksik de değil.

Eğer bir gün aynı şehirde, aynı akşamın içinde aynı rüzgârı hissedersek… belki o zaman kelimelere gerek kalmaz.

No views yet

  

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.